A.Cihat Kürkçüoğlu
Aşık Sefai
İbrahim Tezölmez
Lavinya'ya Nazire
Selahattin E.Güler
Orfeus Mozaikleri
DÖVİZ KURLARI
Döviz Alış Satış
Dolar 1.9453 1.9488
Euro 2.5707 2.5707
TAZiYELER  + Ekle 
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GENEL BiLGi KÖŞESi » Türkü Hikayeleri » Gelmiş İdik Arkadaşın Toyuna (Damlarda Zılgıt Sesi)
26 Ağustos 2009 Çarşamba Saat 23:09

GELMİŞ İDİK ARKADAŞIN TOYUNA (DAMLARDA ZILĞIT SESİ)

 

Yöresi: Şanlıurfa

 

            Eskiden Urfa’da düğünler, geniş hayatlı (avlulu) evlerde yapılırdı. Hayatta davul zurna çalınır. Düğün sahibi erkekler ve erkek misafirler düğüne burada iştirak ederdi. Bayanlar ise evin penceresi ve  genelliklede damlardan düğünü seyrederek düğünün ahengine göre zılgıt çalarlardı.

 

            Türkünün hikayesi bundan 40 sene önce Harran Kapı mahallesinde yapılan bir düğünde geçer. Düğün çok kalabalıktır. Değnek oyunu ve kama oyunu oynanır,  Oyunun sonunda gençler kol kola geçerek halay çekerler.

 

            Düğünde misafir olarak bulunan Abdülkadir Algın Hoca avluya bakan bir odanın önünde oturmaktadır. Bu esnada odanın içinden pencereye yanaşmış düğünü seyreden birkaç kadın vardır. Bunlardan yaşlı bir teyze, yanında bulunan genç kıza bir şeyler anlatmaktadır. Pencerenin ön tarafında oturmakta olan Abdülkadir Hoca da konuşulanlara ister istemez kulak misafir olur.  Yaşlı teyze, yanındaki genç kıza şöyle demektedir; “Şu halayda baş çeken genç yiğit bana yıllar öncesindeki bir sevdamı hatırlattı. Sevdiğim o yiğit böyle kırk düğme yelek giymişti. Elinde ipek mendil her fasıldan sonra tekrar tekrar oyuna kalkmıştı. Onu akşama kadar seyrettim, düğünden sonra bir daha görmem mümkün olmadı. Gördüğün gibi çoluk çocuk, torun sahibi oldum ama bu düğünde yıllar öncesinin gençlik duygularını yaşadım. İnşallah sen benim gibi olmazsın. Sevda seline kapılınca murazına eresin” Yaşlı teyze yanındaki kıza bunları anlatırken, oyunun en güzel yerinde ipek mendiller havada adeta bir tüy gibi uçuşuyor, oyunculardan birinin başında mendil elini kulağına atmış yanık bir hoyrat okuyordu. Damlardan gelen zılgıt sesi ile yer gök inliyordu.  Teyzeyi dinleyen genç kız, ayağa kalktı, bürüklendi ve elleriyle yaşlı gözlerini silerek oradan ayrıldı. Belli ki o da bir sevda seline kapılmıştı.

            Duygusal olan Abdulkadir Hoca, şahit olduğu bu tablo karşısında, sarsılır,    kavuşamayan sevdalıların durumları  bir filim şeridi gibi gözünün önünden geçer. Onların duyduğu acıyı ruhunda hisseder ve dilinden bu türkünün sözleri bir bir ardına sıralanır.[1]

 

 

 

Gelmiş idik arkadaşın toyuna

Marhamanan tutuştular oyuna

Diz çökmüştü bakamadım boyuna

 

Damlarda zılgıt sesi

Heyatta hoyrat sesi

Dedi: “kapiyda kulam”

Düğünün koptu sesi

Hoyratın koptu sesi

 

Davul zurna ile göynüm bezenir

Sadık olan yiğidine  gözenir

Bütün şenik sanki siye özenir

 

Damlarda zılgıt sesi

Hayatta hoyrat sesi

Dedi:” kapiyda kulam”

Düğünün koptu sesi

Hoyratın koptu sesi

 

Akşam oldu bürüklenip savuşsam

Kırk düğmeye ilmik olup kavuşsam

Marhamaynan selam versey  konuşsam

 

Damlarda zılgıt sesi

Heyatta hoyrat sesi

Dedi: “kapiyda  kulam”

Düğünün koptu sesi

Hoyratın koptu sesi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[1] Bu türkünün hikayesi Abuzer Akbıyık tarafından 2003 yılı Ocak ayında Şanlıurfa’da Abdülkadir Alğın’dan derlenmiştir  Türkünün söz ve müziği Abdülkadir Alğın’a aittir

Şu An Sitede
24 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiK  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR
ÜYELİK
Genel İçerikler