A.Cihat Kürkçüoğlu
Aşık Sefai
İbrahim Tezölmez
Lavinya'ya Nazire
Selahattin E.Güler
Orfeus Mozaikleri
Sabri Kürükçüoğlu
Kültür ve Çevre Bilinci
DÖVİZ KURLARI
Döviz Alış Satış
Dolar 1.9453 1.9488
Euro 2.5707 2.5707
TAZiYELER  + Ekle 
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GENEL BiLGi KÖŞESi » Sıra Gecesi » Şanlıurfa'da Sıra Gecesi
23 Ağustos 2009 Pazar Saat 01:27

ŞANLIURFA'DA SIRA GECESİ

GELENEĞİ


Abuzer AKBIYIK


 Tarih süreci içersinde bazı geleneklerimiz yoz­laşmakta, bazıları da çeşitli nedenlerle  kaybolmak­tadır. Buna karşılık bazı geleneklerimiz ise ilk günkü şevk ve heyecanla sürdürülmektedir. ışte tüm canlılığıyla gerek Urfa, gerekse Urfa dışındaki Urfalıların sürdürmekte oldukları geleneklerden biri "sıra gecesi" geleneğidir.




Yıllardan beri "sıra gecesi" her fırsatta medyanın ilgisini çekmiştir. Sıra gecesinde icra edilen müzik fasılları proğram yapımcılarının ilgi odağı olmuş ve çeşitli proğram yapımcıları  tarafından çekilerek "sıra gecesi" adıyla hemen hemen bütün televizyon kanallarında yayınlanmıştır. "Zügürt Ağa", "Eşkıya" gibi birçok filmlerde sıra gecesi sahnesine yer ve­rilmiştir.  Bazı televizyon kanallarında "sıra gecesi" adıyla her hafta yayınlanan müzik proğramları dü­zenlenmiştir. Birçok gazete ve dergilerde sıra gece­siyle ilgili haber ve makale çıkmıştır. "Urfa sıra ge­cesi", "Urfa geceleri" adıyla kasetler çıkarılmıştır. Urfa'ya gelen misafirlere ve üst düzey bürokratla­ra "sıra gecesi" adıyla müzikli eğlence geceleri düzenlenmiştir. Çeşitli kuruluş ve derneklerce Urfa dışında "sıra gecesi" adıyla geceler düzenlenmiştir. Böylece sıra gecesi, Urfa'da yaşayan bir gelenek olma yanında, Urfa'nın bir simgesi ve Urfa kültü­rünün bir tanıtım gecesi olmuştur.

Sıra gecesi adı altında düzenlenen proğramların bir kısmında sıra gecesi içindeki sohbet, oyunlar ve müzik gibi bölümler yansıtılmaya çalışılmışsa da, birçoğunda sıra gecesinin sadece müzik faslı bö­lümü yer almıştır. Bu nedenle de sıra gecesi denil­diği zaman, yaygın olarak "müzik gecesi" anlaşıl­maktadır. Halbuki müzik, sıra gecesinin sadece bir bölümüdür. Sıra gecesinin müzik yanında çok daha başka fonksiyonları vardır.

ışte bu nedenle -yıllardır sıra gezen biri olarak- halkımızın yıllardır sürdürdüğü ve son yıllarda medyanın da ilgi odağı olan "sıra geceleri"mizi çe­şitli yönleriyle bu yazımızda ele alacak, kültür ha­yatındaki yerini vurgulamaya çalışacağım.




"SIRA GECESİ" NEDİR ?

Genellikle kış gecelerinde, birbirine yakın yaş grubundaki gençlerin veya orta yaşlardaki arkadaş gruplarının, her hafta bir başka arkadaşın evinde olmak üzere, haftada bir akşam, belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara  Şanlıurfa'da "sıra gecesi" denmektedir. kısaca; "sıra gecesi" bir arkadaş grubunun haftada bir olmak üzere bir araya geldikleri toplantılardır.


SIRA GECESİNİN URFA KÜLTÜR HAYATINDAKİ YERİ

Sıra gecesinin Urfa kültür hayatındaki yerini şöyle özetleyebiliriz. Urfalı, genç yaşından itibaren sıra gecesine katılarak, cemaatle oturup kalk­mayı, gelenek ve göreneklerini, adâb-ı muâşeret ku­rallarını, cemaatte konuşmanın adabını, yeri geldiği zaman konuşmayı, yeri geldiğinde dinlemesini bilmeyi, büyüğüne saygıyı öğrenir. Bu yönüyle "sıra gecesi" bir halk mektebidir.

Sıra gecelerinde zaman zaman çeşitli kitaplar okunur ve yorumları yapılır. Bu yönüyle "sıra ge­cesi" bir eğitim-öğretim müessesesidir.

"Sıra geceleri" acıyı ve mutluluğu paylaşmaktır. Sıra arkadaşlarından birinin yakını ölse, diğer sıra arkadaşları cenazenin hazırlanmasından kaldırıl­masına kadar arkadaşlarının yanında olurlar, arka­daşlarının acısını paylaşırlar. Düğün, sünnet vs. gibi mutlu günlerde yine arkadaşlar bir araya gelir ve mutluluğu paylaşırlar.

Şanlıurfa'da müziğin gelişmesi ve yaygınlaşma­sının en büyük nedeni sıra geceleridir. Bu geceler bir usta çırak geleneğine uygun olarak müziğin  öğ­retildiği ve icra edildiği meşk ortamıdır. Bu yönüyle sıra geceleri bir "Halk konservatuarı"dır.

Keklik, at gibi belirli hayvanlara merakı olanlar, sıra gecelerinde sevdikleri konuları konuşurlar; bu yönüyle sıra gecesi bir cemiyet, bir dernek gibidir.

Urfa'nın sosyal, kültürel ve ekonomik sorunları sıra gecesinde konuşulur ve tartışılır, çözüm yolları üretilir. bu yönüyle sıra geceleri birer istişare top­lantılarıdır.

Sıra geceleri sosyal yardımlaşma ve dayanışma­nın yoğunlaştığı ve pratiğe dönüştüğü  yerdir. Sıra arkadaşları kendi aralarında yardımlaşma sağladık­ları gibi, sıra gecelerinde toplanan paralarla fakir­lere yardım edilir.

Sıra geceleri, nezih bir sohbet ortamıdır; ilim ve irfan sahipleriyle sohbetler edilir. Şiirler dinlenir, kültür ve edebiyat üzerine konuşulur.

Sıra geceleri geleneksel "Tolaka" ve "Yüzük fin­can" oyunlarının oynandığı, geleneklerin yaşatıldığı gecelerdir.

Sıra gecesi, Urfa ve Urfalının tanıtımının yapıl­dığı bir lobidir.

Sıra gecesi; zengin Urfa sofrası yemeklerinden çiğköfte ve tatlılarının yenildiği, misafirlere tanıtıl­dığı ortamlardır.




SIRA GECESİNE GELİŞ

Sıraya geliş saati daha önce belirlenen saatlerde olur ve büyük bir önem taşır. Herkes belirle­nen saatte gelmek zorundadır. Belirlenen saatte ge­lemeyen, önceden tespit edilen para cezasını öde­mek zorunda kalır. Sıraya gelenleri, ev sahibi ka­pıda karşılar ve oturulacak odaya alır. Sıraya önce gelenler ayağa kalkarak gelene buyur eder. Sıraya gelen selam vererek herkesle tokalaşır ve uygun yere oturur. Sırada yaşça büyük olanlar üst tarafta, yaşça küçük olanlar kapıya yakın oturur. Ev sahibi ve sıraya daha önce gelenler, sonradan gelenlere "merhaba" derler; sıraya gelen de onlara "merhaba" diyerek karşılık verir. Daha önce gelenler çoksa cemaatin hepsine birden merhaba anlamına gelen "cemaatize rahmet" der.




SIRA GECESİNDE MİSAFİR AĞIRLAMA

Sıra grubundan olan biri beraberinde misafir getirebilir. Misafire odanın üst tarafında yer verilir. Sıraya gelen misafirler, sıraya getiren kişi tarafın­dan tanıştırılır. Sıradakiler de misafire tanıştırılır. Sıradakilerin tanıştırılması, misafiri geti­ren kişi ta­rafından yapılır veya sıradakiler tek tek sıra ile kendilerini tanıtırlar.


SIRA GECESİNDE SOHBET

Sıra gecelerinin en önemli fonksiyonlarından biri sohbettir.  Sohbete, sıraya gelenlerden hal hatır so­rularak başlanır. Sıraya gelenler birbirlerine sihhat durumlarını, iş durumlarını sorarak sohbete başlar­lar. Sohbet birçok konuda derinleşerek devam eder. Sohbet konuları arasına, o haftaki aktüalite, piyasa­nın durumu, ekonomi, siyaset ve dini konular gibi birçok mevzu girer. Sohbet konusu sıra gezenlerin ilgi alanlarına göre de değişiklik gösterir. Sıra ge­zenler kuş meraklısıysa, ağırlıklı  olarak kuşlar üze­rine; müzik meraklısıysa, müzik üzerine, kültür ağırlıklıysa, edebiyat ve şiir üzerine sohbet ederler. Muhtarların gezdiği sırada mahallenin sorunları, siyasi durum vs., dini ağırlıklı bir sıra ise, dini konu­lar sohbetin ana konularını oluşturur.

Sıra gecelerinde konuşulan konular, sıra gezen­lerin mesleklerine, kültür ve sanat yapılarına, tahsil­lerine göre değişiklik arz etse de, sırada; sağ­lık, eğitim, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat, dini konular, Urfa'nın sorunları; Türkiye ve dünya me­seleleri gibi hemen her konu konuşulabilir.

Bazı sıra gecelerine, sıradakilerin merak ettikleri veya ilgi duydukları konunun uzmanı bir misafir özellikle çağrılır ve onun konuşması dinlenir, on­dan istifade edilmeye çalışılır.


SIRA GECESİNDE OYUN

Sıra gecelerinde eğlenmek ve hoşça vakit geçir­mek üzere bazı geleneksel oyunlar oynanır. Bu oyunlardan en yaygın olanları "Tolaka" ve "Yüzük Fincan" oyunudur.


Tolaka Oyunu: En az 5-6 kişi ile oynanan bir oyundur. Bu oyunun oynanabilmesi için iki araç gereklidir. Birincisi, avuç içine sığacak kadar bü­yüklükte bozuk para veya yüzük; ikincisi ise, oyunda ceza alan oyuncunun eline vurmak üzere bükülmüş boyun bağı (atkı), havlu veya kemer. ışte bu ceza aletine "tolaka" denir.

Oturan oyuncular iki elini birleştirerek ileri uza­tır. Ebe, avuç içine saklanacak şeyi eline, ceza aleti tolakayı da koltuğunun altına alarak ayağa kalkar. Bu sırada diğer oyuncular ellerini birleştirmiş ve ileriye doğru da uzatmış olarak ebeyi beklemekte­dirler. Ebe, her oyuncunun önünde durarak, elini oyuncuların birbirine yapışık ellerinin içinden geçi­rir. Elindeki bozuk parayı oyuncuların ellerine bı­rakır gibi yaparak tüm oyuncuları dolaşır. Ebe, bu işi birkaç defa tekrarlar.

Ebe tüm oyuncuları birkaç defa dolaşırken, saklanacak olan bozuk parayı kimseye belli etme­den herhangi bir oyuncunun eline bırakır.

Bozuk para eline bırakılan oyuncu hiç sesini çı­karmaz, renk vermez. Ebenin sorduğu herhangi bir oyuncu saklanan paranın kimde olduğunu bilirse, ebenin eline ceza aleti ile bir tane vurur ve kendisi ebe olur. Yeni ebe de oyundaki yerini alınca oyuna devam edilir. Ebenin sorduğu oyuncu, paranın kimde ol­duğunu bilmezse, bu defa ebe onun eline ceza ola­rak (paranın saklı olduğu oyuncunun söy­lediği ka­dar) vurur. Oyuna da yine aynı ebe devam eder.


Yüzük Fincan Oyunu: Bu oyun için en az 5, en çok 10 kulpsuz fincan (acı kahve fincanı) ve bir yü­zük gerekmektedir. Bu oyun için sıra elemanları  iki gruba ayrılır. Bir grup tepsiyi ve fincanları alarak gizliden yüzüğü tepside ters dizili fincanlardan bi­rinin altına saklar. Karşı grubun tepside ters dizili fincanların altından yüzüğü bulması oyunun temel özelliğidir.

Oyuna başlayan taraftan biri tepsiyi görünme­yen bir köşeye götürür ve fincanlardan herhangi birinin altına yüzüğü saklar. Tepsiyi yavaşça karşı tarafın önüne bırakır.

Karşı taraf oyuncuları aralarında tartışarak, yü­züğün hangi fincanın altında olduğunu bulmaya çalışır. Fincanları kaldırmak, karşı tarafın temsilcisi tarafından yapılır. Temsilci, ellerini fincanların üze­rinde şöyle bir gezdirirken, karşı taraf oyuncuları fincanı saklayanların yüzlerine bakar ve heyecan­lanıp heyecanlanmadıklarını anlamaya çalışır. Dolu fincan üzerindeyken herhangi birinin yüzü deği­şirse, o fincanı kaldırması gerektiği konusunda temsilcilerini uyarırlar.

Temsilci, fincanı kaldırmadan fincanın "boş" veya "dolu" olduğunu söyler.  Temsilci birinci fin­canı kaldırırken "dolu" der ve yüzüğü bulursa ta­kımına 10 sayı kazandırır ve aynı zamanda tepsiyi hazırlama kendi takımına geçer. Ama "boş" dediği fincanları tek tek kaldırırken yüzüğü bulursa, fincan adedi kadar sayı alabilirler. Diğer tarafta kaldırıl­mayan fincanların sayısı kadar sayı verilir. Yüzüğü ilk saklayan taraf yüzüğü saklamaya devam eder.

Oyun bu şekilde, önceden kararlaştırılan sayı bulununcaya kadar devam eder.


SIRA GECESİNDE MÜZİK

Şanlıurfa'da müziğin gelişmesi, yaşatılması, yeni bestelerle sanatçıların ortaya çıkışında en önemli faktör sıra geceleridir, denilebilir. Sıra gecelerinde usta-çırak geleneği içerisinde müzik icra edilir. Herhangi bir enstrüman çalan veya okuyabilen kişi­lerin oluşturduğu sıralarda Urfa makam geleneği içerisinde müzik icra edilir. Müzik faslı Rast veya Divân makamında başlayarak Uşşak, Hicaz ve ge­cenin durumuna göre diğer makamlarla devam ederek Kürdi veya Rast makamıyla son bulur. Bu makamlar icra edilirken o makama göre şarkı, türkü okunur. Arada ise hoyrat ve gazel okunur. Müziğe yeni başlayanlar, bu gecelerde ustaları din­leyerek müzik bilgisi alır ve makamları öğrenir­ler. Bu yönüyle sıra gecelerine "halk konservatuarı" da denilebilir. Urfa'nın yetiştirdiği Mukim Tahir, Kel Hamza, Damburacı Derviş, Tenekeci Mahmut, Kazancı Bedih, ıbrahim Tatlıses, Mehmet Özbek, Mahmut Coşkunses gibi, daha sayabileceğimiz bir­çok ünlü, sıra gecelerinde yetişmiş ve ustalık dö­nemlerinde de çırakları kendilerinden istifade et­miştir.


SIRADA DİSİPLİN VE YARGILAMA

Sıra gecelerinin temeli disiplindir. Sıra gecesine gelişten ayrılışa kadar kurallar dizisi vardır. Sıraya katılan kişi bunlara kesinlikle uymak zorundadır. Bu kurallara uymayan, uyum sağlayamayan kişi zaman içinde sıradan ayrılmak zorunda kalır. Sıra gecesinin genel kuralları sıraya katılanlar tarafın­dan umumiyetle bilinir. Sıraya gelme saati, kalkma saati gibi bazı kurallar da sıra elemanlarının ortak kararıyla belirlenir. Bu alınan kararları sıra başkanı uygular.

 


SIRADA ACI KAHVE VE ÇAY İKRAMI

Sıraya gelenlere ilk olarak sigara ve acı kahve ik­ram edilir. Acı kahveye Urfa'da "Mırra" denilir. Acı kahve yapmak için önce çekirdek kahve  kavrulur ve iri çekilir. Çekilen kahve "gümgüm" denen bü­yükçe cezveye konularak iyice kaynatılır, kaynayan kahve başka bir cezveye süzülür, dinlenen kahve tekrar süzülür. Süzülen kahveye "hel" denen ve özel bir tad veren bitki tohumu da konur ve kaynatıla­rak sıcak olarak misafirlere ikram edilir. Kahve, mi­safirlere özel kulpsuz fincanlarla sunulur. Mırra, fincanın dibine az miktarda konulur ve iki defa ve­rilir.

Acı kahvenin yapılması gibi, içilmesinin de ken­dine has kuralları vardır. Bu kurallardan birkaçını şöyle sıralayabiliriz.

Sıra gecesinde acı kahve, misafirler ilk geldi­ğinde ve kalkacakları sırada olmak üzere  iki defa ikram edilir. Her ikramda fincana az miktarda acı kahve konur, misafir kahveyi içer ve fincanı geri uzatır. Mırrayı dağıtan, tekrar fincana az miktarda kahve koyarak misafire verir. Misafir ikinci kez uzatılan kahveyi de içerek teşekkür eder ve fincanı, kahveyi dağıtana geri verir. Burada iki püf noktası vardır. Kahveyi içen, kahve fincanını yere koyma­malı ve mutlaka kahveyi verene iade etmelidir. Kahveyi içenin fincanı yere veya masaya koyması kahveyi dağıtana büyük hakaret sayılır. Bunun ce­zası, kahveyi veren bekârsa, evlendirmesi veya fin­canın altınla doldurulup bunun kahveyi dağıtana verilmesidir. Urfa'ya gelen yabancıların çoğu bu kuralları bilmedikleri için çoğu kez fincanı yere ko­yar, orada bulunan, bu kuralı o yabancıya hatırlatır ve kahveyi dağıtana da onun yabancı olduğunu ve bu kuralı bilmeden fincanı yere koyduğunu, amacı­nın hakaret olmadığını söyleyerek "hoş görmesini" ister.

Sırada, acı kahveden sonra çay ikram edilir. Çay biraz geciktiğinde, sıra arkadaşlarından bazıları  es­prili bir şekilde çayın geciktiğini ev sahibine hatırla­tırlar; "Yahu bu çayiz Halep'ten mi geli ? ", "Niye bele gecikti ", "Çay suyiz yoksa komşıdan getırah " veya birkaç arkadaş "Çay içinde adalar" gibi içinde çay geçen türküleri söylemeye başlarlar. Ev sahibi çayın geciktiğini anlar ve hemen çayları getirir.

Sıra gecesinde acı kahve ve çaydan başka, yazın ayran ve şurup ikram edildiği de olur. Sıra gecele­rinde alkollü içki kesinlikle içilmez.




SIRA GECESİNİN BAŞ YEMEĞİ "ÇİĞKÖFTE"

Sıra gecelerinde yemek olarak "çiğköfte" yapılır, nadiren diğer yemekli sıra geceleri de vardır. Diğer bir ifade ile "Çiğköfte" sıra gecelerinin değişmez yemeğidir diyebiliriz. Sırada sohbet veya müzik faslı biterken köfteyi yoğuracak kişi ve ona yar­dımcı olacaklar köfte yoğurmak üzere üzere kalkar­lar. Daha önce bulguru, eti, isodu (kırmız pul bi­beri) ve diğer malzemelerin hazırlanmış olduğu di­ğer odaya geçerler. Köfteyi yoğuracak olan, elini güzelce yıkayarak işe başlar. Köfte kıvamına gele­ceği sırada, sofra serilmeye başlanır. Köfte ile bera­ber yenilecek has (marul), beyaz lahana, salatalık, turp, nane, pırpırım (semizotu) ve Urfa'da yetişen hardal, kuzukulağı, suyarpızı, tuzik pendik ve tere gibi dere otlarından mevsimine göre bulunanlar sofraya dizilir. Ayran ve ekmek de sofraya konul­duktan sonra hazır olan çiğköfte herkese bir tabak olacak şekilde servis yapılır.

İyi köfte yoğurmak bir meziyettir. Sıraya gelen her kişi iyi köfte yoğuramaz. Her sıranın köfte yo­ğuranı bellidir ve o kişi veya kişiler sıra gecesinde köfteyi yoğururlar. ıyi yoğuramayan biri, köfte yo­ğurursa köfteyi hamurlaştırır, yiyenler "yuvalak köftesine benzemiş" gibi nüktelerle yoğurana takı­lırlar; köfteyi yoğuran, yoğurduğuna yoğuracağına pişman olur.

Sırada çiğköftenin yanında bostana, salatalık veya maruldan yapılmış cacık, zeytin bostanası veya koruk salatası, çoban salatası gibi salata ve ca­cıklar ikram edilir.




SIRA GECESİNDE TATLI

Sıra gecelerinde çiğköfteden sonra kadayıf, şıl­lık, katmer, baklava veya daş ekmeği, küncülü ak­kıt, palıza, şıre gibi mahalli tatlılardan herhangi biri ikram edilebilir. Sıra sahibinin hanımı maharetli ise, bu tatlılar evde hazırlanır, yoksa çarşıdan alınır.


SONUÇ

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: "Sıra gecesi" bir halk mektebidir, eğitim ve öğretim müessesesi­dir, arkadaşlıkların dostluklara dönüştüğü, daya­nışma ve yardımlaşmanın, hoş sohbetin, müziğin, edebiyatın harman olduğu gecelerdir.

Şanlıurfa kültür hayatında önemil bir yere sahip olan "sıra geceleri" geleneği çok yaygın bir şekilde Urfa'da ve Urfa dışındaki Urfalılar arasında halen devam etmektedir. Birçok geleneğimizin yozlaştığı ve bir kısmının kaybolduğu günümüzde "sıra ge­cesi" geleneğinin yaşıyor olması bir şanstır, bir gü­zelliktir. Sıra gecesi geleneğinin sürdürülmesi, bu kadar olumsuz tesirlere karşı halkımızın kendi milli değerlerine sahip çıktığının bir göstergesidir. Bu nedenle "sıra gecesi" geleneğinin bugün olduğu gibi yarınlarda da devam etmesi halisâne dileğimizdir.




 

Şu An Sitede
25 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiK  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR
ÜYELİK
Genel İçerikler