A.Cihat Kürkçüoğlu
Aşık Sefai
İbrahim Tezölmez
Lavinya'ya Nazire
Selahattin E.Güler
Orfeus Mozaikleri
DÖVİZ KURLARI
Döviz Alış Satış
Dolar 1.9453 1.9488
Euro 2.5707 2.5707
TAZiYELER  + Ekle 
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GENEL BiLGi KÖŞESi » Halk Müziği » TÜRKÜLERDE ANONİM VE BESTE KAVRAMI
03 Eylül 2009 Perşembe Saat 23:42

E. TÜRKÜLERDE ANONİM VE BESTE KAVRAMI

Türkü denince genellikle, anonim olanlar, yani sahibi belli olmayan, halkın ortak malı olan, sözle­rinde ve müziğinde yörenin folklorik özellikleri bu­lunan, kaynağından çıktıktan sonra halkın yıllarca benimseyerek söylediği, zaman, içerisinde bazı de­ğişikliklere uğrayan ezgiler akla gelir.

Önceleri kişinin yaratısı olarak meydana çıkan türküler, bir süre sonra toplumun  malı olur. Türkü çıktığında, bestekârına ait iken, duygu ve düşünce yönünden halkı ilgilendirirse, halk tarafından sevi­lir ve benimsenir; o zaman ağızdan ağıza dolaş­maya başlar ve zaman içinde bestekâr unutulur. Türküde kişilik izleri varsa silinir, daha da güzelle­şir, yani yeniden az ya da çok işlenerek değişikliğe uğrar. Böylece türkü halkın malı (Anonim) olarak yaşamaya devam eder.

Ancak günümüzde iletişim ve kayıt cihazlarının gelişmesi ve türkünün telif yönünden bir değerinin ortaya çıkmasıyla artık türküyü yakan veya beste­leyen kişi ezgiye damgasını vurmakta, notere ve çe­şitli kurumlara başvurarak bestelediği eseri kendi adına kaydettirmektedir.

Söz ve müziği belli kişilere ait olan Urfa türkü­lerinin çoğu, anonim türküler kadar güzel olup, halk tarafından benimsenmekte ve yörenin birçok folklorik motiflerini taşımaktadır. "Dolana ay do­lana", "Urfalıyam ezelden (Ağam çiğköfte oldu)" gibi türkülere gerek Şanlıurfa'dan gerekse diğer yö­relerden yüzlerce örnek verebiliriz. Türküler konu­sunu işlerken bu gerçeği göz ardı etmemiz mümkün de­ğildir

Bazen Aynı türküyü ve ezgiyi, yine aynı yörenin mahalli sanatçıları küçük ezgi değişikliği ile farklı farklı çalıp okurlar. Bunlardan biri doğru, diğerleri yanlış değildir. Yapılanlar müzik kuralları için­deyse hepsi de doğru ve güzeldir. Aksi takdirde doğru kime göre ve neye göre olacaktır?

Türkü yakma yeteneğine sahip sesi güzel bir Urfalı, muhakkak surette halk şiiri ve müziği ilede ilgilenir. Ezberinde birçok şairin değişik şiirleri bu­lunur. Bu değerlerle özel yeteneğini birleştiren Urfalı yaşadığı olay ve duygu sonucunda türkü yakmakta (bestelemekte) hiç de zorluk çekmez. Yarattığı yeni türkü yöresel motifler taşıyorsa za­manla yayılıp halka mal olmakta gecikmez. Türküdeki kişilik izleri kaybolup eser halka malo­lunca yakılan türkü anonim halk müziği şekline dönüşür. Urfalı için türküler belli kişilere ait birer olgu değil, tamamiyle toplumun malı olan çok kıymetli değerlerdir.

Urfalı şunu çok iyi bilmektedir ki yaktığı türkü­sünü topluma mal edebildiği nisbette sevdirebile­cek, yaşatabilecek ve bunun gerçekleştiği oranda da mutlu olacaktır.

Müzik meclislerinde bulunupta kendisinde türkü söyleme yeteneği olan bir Urfalının, o an içinde bulunduğu ruh haliyle, herhangi bir makam geçilirken aynı makamda (irticalen) yeni bir tür­küyü dile getirdiği görülmüştür. "Çay içinde ada­lar" türküsü bunun en güzel örneğini teşkil etmek­tedir.

Şu An Sitede
25 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiK  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR
ÜYELİK
Genel İçerikler