A.Cihat Kürkçüoğlu
Aşık Sefai
İbrahim Tezölmez
Lavinya'ya Nazire
Selahattin E.Güler
Orfeus Mozaikleri
DÖVİZ KURLARI
Döviz Alış Satış
Dolar 1.9453 1.9488
Euro 2.5707 2.5707
TAZiYELER  + Ekle 
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GENEL BiLGi KÖŞESi » Halk Müziği » URFA TARİHİNDE MUSİKİNİN İZLERİ
03 Eylül 2009 Perşembe Saat 23:38

B. URFA TARİHİNDE MUSİKİNİN İZLERİ

Şanlıurfa musiki tarihi hakkında köklü bir ça­lışma bugüne kadar yapılmamış olup, sadece birkaç kitapta, birkaç satır halinde Şanlıurfa müziğinden bahsedilmektedir. Gelecekte bu konu ile ilgili yapı­lacak bilimsel araştırmalar Şanlıurfa musiki tarihini biraz olsun aydınlatacaktır.

ınsanlık tarihi ile yaşıt olan musiki, günümüze gelinceye kadar, çeşitli değişikliklere uğramış ve gelişmeler kaydetmiştir.. Yerleşim merkezi olarak 11.000 yıllık bir tarihe sahip olan Şanlıurfa, musiki tarihi yönünden de aynı tarihlere kadar uzanan bir seyir izlemektedir.

Şanlıurfa'da musiki ile ilgili ilk bulgular milattan önceki dönemlere kadar uzanır. Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesi Kantara Köyü'nde yapılan "Nevalı Çori" kazılarında bulunan, M.Ö. 7000 tarihine ait (Neolitik ÇağĞCilali Taş Devri) bir kap parçası üzerinde bir dans sahnesi görüntüsü tespit edilmiş­tir. Yine "Titriş" kazılarından elde edilen M.Ö. 3000 yıllarına ait (ılk Tunç Çağı) kireç taşından yapılmış, keman tipi stilize edilmiş bir insan figürü bulun­muştur. Bahsedilen buluntular Şanlıurfa Müze-si'nde sergilenmektedir.

Şanlıurfa musiki tarihinde söz edilecek en eski şahsiyetlerden biri  154-222 tarihleri arasında yaşa­yan Bardaysan'dır. Bardaysan'ın ailesi Erbil'den Urfa'ya gelip yerleş­miştir. Daysan Nehri (Sonraları ismi Karakoyun olan) kenarında doğduğundan Bardaysan (Daysan'ın oğlu) lakabıyla ünlenmiştir. Putperest  olup Bereket Tanrıçası Atargatis'e tapı­nan Bardaysan, ilk eğitimini Suruç ile Halep ara­sındaki Menbic (Mabbog) şehrinde almış ve daha sonra Urfa'ya gelmiştir. Büyük bir din filozofu, bü­yük bir bir şair ve iyi bir sporcu da olan Bardaysan, okçu­lukta, nişancılıkta ve binicilikte de hüneri ile tanın­mıştır. Müziğe  de düşkün olup, dünyaya ge­len oğ­lunun adını "Ahenk" manasına gelen "Harmonius" koymuştur. (1)

Bardaysan, Kral VIII. Büyük Abgar ile aynı dö­nemde yaşamıştır. Urfa'da onunla birlikte eğitim almış ve saraya da sık sık misafir olmuştur.

Bardaysan, Süryânice yazdığı mersiyeleri aynı zamanda bestelemiş veya besteletmiştir. Onun za­manında kiliselerde ayin müziği yapılırdı. Bardaysan'ın dini ayin ile müziği birleştiren ilk fikir ve sanat adamı olduğu söylenir. O dönemde Urfa'daki musikinin, yeni doğmuş bulunan Hıristiyanlığı etkilediği anlaşılmaktadır.

Şanlıurfa'nın Eyyûbiye Mahallesi'nde 1970 yı­lında bulunan, miladi 228 yılına ait bir mozaikte, Yunanlı efsanevi musikişinas Orpheus ve onun müziğini dinleyen, kuş, arslan, geyik ve melekler tasvir edilmiştir.(2)  Bu mozaik, üçüncü asırda Urfa'da musikinin gelişmiş olduğunu göstermekte­dir.  Mozaik bugün kayıptır.

Türk Mûsikisi'nde adını, Urfa şehrinin eski adından almış "Rehâvî" denilen bir makam bulun­maktadır. Aslı Ruhâvî olmalıdır ki, Urfalı, Urfa'ya ait ve mensup demektir. Çok eski olan bu makam ve ıbn-i Sînâ'da geçtiğine göre X. asırdan yeni ola­maz. Eskiden çok kullanılmıştır. Sonraları yerini tamamen Rast almış­tır.  ıki türlü Rehâvî vardır. Birincisi basittir, Rast makamına benzeyen bir ma­kamdır. Asıl Rehâvî ise Bayatî makamıyla Rast ma­kamının birleşiminden meydana gelen bir terkiptir. Türk müziğinde 102 parça mevcuttur.(3) Rehâvî makamına Urfa halk müziğinde bugün rastlanıl­mamaktadır. 

Rehâvî makamının yanısıra Arap musikisinde "Urfa Makamı" diye bilinen bir makam da bulun­maktadır. Bu makam, Urfa'da kullanılan "Urfa Divan Makamı"dır. Bugün birçok Arap ülkesinde  kullanılmaktadır. Bu durum, Şanlıurfa Halk Müziğine özgü bir makamın Arap müziğini etkile­diğini göstermektedir.

"Urfa-Mahur Makamı" ise Irakta kullanılan yeni bir Arap Mûsikisi mürekkep makamıdır.

Bunlardan başka bir de -mahalli tabirle- "Kılıçlı Makamı" denilen bir makam vardır. Bu makamda bir Urfa hoyrat çeşidi bulunmaktadır.

ışte; Rehâvî, Urfa, Urfa-Mahur ve Kılıçlı makam­larının Urfa ile ilişkili olması, tarihte musikinin yö­remizde ne kadar etkin olduğunu gösteren örnek­lerdir.

Şanlıurfa'nın ilçesi Harran'da 1984 yılında yapı­lan kazılarda, 13. yüzyıla ait Eyyûbiler döneminden kalma kemikten yapılmış bir kaval bulunmuştur. Halen Harran kazıevinde muhafaza edilmektedir. Bugün de aynı yörede yapılan düğün törenlerinde kaval eşliğinde oyunlar oynandığı görülmektedir.

Şeyhül-ıslâm Mehmet Esad Efendi, "Atrab-ül Asar" isimli eserde, Şanlıurfalı Şair Yusuf Nâbi'nin (1642-1712) müzik alanında da üstad olduğunu, güzel sesi ve "Seyyid Nuh" müstear adıyla şahâne eserler bestelediğini belirtmektedir.

18. ve 19. yüzyıl, Osmanlı idaresindeki Urfa'da musikinin ve şiirin ileri düzeyde olduğu dönemler­dir. "Kılıçlı Makamı"nın bu dönemde Şanlıurfa'da doğduğu söylenmektedir. Kılıçlı Makamı'ndaki "Güle Kon Dikene Konma" adlı eser günümüzde de sevilerek icra edilmektedir. Günümüze kadar gelen anonim halk müziği eserlerinin birçoğu bu dönem­lerden kalmadır. Özellikle bu dönemlerde gazel bi­çiminde yazılmış şiirler zengin ezgilerle divan tar­zında uzun havalar olarak okunmaya başlamıştır.

Musikiye tamamen birinci planda yer verme­siyle Mevlevilik, diğer tarikatlerden daha fazla gü­zel sanatlara eğilmiştir. 1725-1925 yılları arasında faaliyetini sürdüren Urfa Mevlevihânesi'nde icra edilen tasavvuf musikisinin Urfa halk müziğine önemli etkileri olmuş  ve bugünkü Halk müziğinin temellerini oluşturmuştur diyebiliriz. Tasavvuf mu­sikisine ait repertuarın içinde okunan ılahi, Nefes ve kırık havalara Şanlıurfa'da "çifte" deyimi kulla­nılmaktadır. Yine bu repertuarın içinde münacat, naat, mersiye, kaside, ve gazel gibi "tek" (solo) oku­nan eserlerde vardır.

Urfa'da müziğin gelişme sebeplerini ve seyrini araştırdığımızda bazı kaynak kişiler ise Osmanlı döneminde saraydan sürgün edilen birçok musiki­şinasın Urfa'ya gönderildiğini, bu insanların yıl­larca müzik birikimlerini yöre insanlarına aktardıklarını ifade etmişlerdir. 

20. yüzyılın ilk başlarında savaşlardan dolayı musikinin duraklama dönemine girdiği görülmek­tedir.  Daha sonra Cumhuriyet dönemiyle birlikte yeniden gelişmeler görülmüştür.

Taşplakların yaygın olduğu dönemlerde müziği seven Urfalı tüccarlar, ıstanbul'a gittiklerinde o gü­nün en beğenilen sanatçılarının taşplaklarını getir­mişler ve bu taşplaklar Urfalı müzik icracıları tara­fından dinlenilmiş ve öğrenilen eserler daha sonra­ları çeşitli meclislerde (özellikle sıra gecelerinde) icra edilmiştir. Bir yandan da yörenin sanatçı ruhlu insanları yeni eserler meydana getirirek Urfa'da musiki kültürünün gelişimine katkıda bulunmuş­lardır.

1926 yılında derleme çalışmaları yapmak üzere Dar'ül-Elhan (ıstanbul Konservatuvarı)'dan Şanlı-urfa'ya gelen heyette bulunan Ekrem Besim Bey, daha sonra derlemelerle ilgili hazırlanan Dar'ül Elhan'ın "Anadolu Halk Şarkıları Defteri"nin önsözünde Şanlıurfalı musıkişinaslar ve icraları hakkında: ".....Şunu ilave etmek isterim ki, Urfa'da dinlediğimiz zevatın hemen cümlesi, müziğe az çok vakıf insanlardı. Terennüm ettikleri parçaların hangi makamda olduğunu ve seyrini bilerek oku­yorlar. Urfalıların sesleri çok temiz ve tizdir. ilk işittiğim vakit erkek sesinin bu kadar yüksek perde­lere fennin vesaitinden istifade etmeksizin erişebi­leceğine hayret ettim" (4) diye yazmaktan kendini alamamıştır.

1932’de Atatürk'ün isteği üzerine Türkiye'de ku­rulan "Halkevleri" bünyesinde Dil, Tarih, Edebiyat ve Folklor şubeleri oluşturulmuştur. Urfa Halkevi'nde ise musiki faaliyetleri bu dönemde yo­ğunlaşmış ve kurumsallaşmıştır. Halkevi'nde halk­bilimi alanında geniş ölçüde derleme çalışmaları da yapılmıştır.   Urfa Halkevi'nin yıllık bir yayın or­ganı da olmuş ve 1951’e kadar çalışmaları sürdü­rülmüştür.

Daha sonra "Urfa Musiki Cemiyeti" Kurulmuş ve uzun yıllar (1955-1975 arası) bu cemiyette eğitim ve sanat faaliyetleri devam etmiştir.

1991 yılına gelindiğinde, Kültür Bakanlığına bağlı olarak kurulan "Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosu" Şanlıurfa'nın musiki hayatında ye­rini almıştır. Devlet Korosu, Türk Halk Müziğinin yanısıra Şanlıurfa Halk Müziğine ait ezgileri de re­pertuarına alarak, bu  eserleri üstün tekniklerle icra etmekte ve bu kültürü sanat konserleriyle geniş kitlelere yaymaktadır. Bu koronun faaliyetleriyle Şanlıurfa Halk Müziğinde yeni ufukların açıldığı görülmüştür.

1990 yılı Aralık ayında kurulan ŞURKAV (Şanlıurfa ıli Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı) bünyesinde; Halk Müziği Yetişkinler Korosu, Halk Müziği Çocuk Korosu, Tasavvuf Müziği Korosu ve Türk Sanat Müziği Korosu çalışmaları ile çeşitli enstürüman kursları 11 yıldan beri etkin bir şekilde devam etmektedir. Vakıf'taki müzik eğitimi  çalışmalarına bu süre içerisinde 1000'nin üzerinde genç katılmıştır.

1993 yılında Şanlıurfa'da, Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü açılmış ve yetenekli gençler bu çatı altında müziğin temel bilgilerini ala­rak daha bilinçli ve bilgili  yetişmeye başlamıştır.

1996 yılında ise, Harran Üniversitesi Fen Edebi-yat Fakültesi'nde  Müzik Bölümü açılarak Şanlı-urfalı gençlere, müzikte akademik ve bilimsel çalışmalara katılma fırsatı doğmuştur.

 Halen geleneksel olarak bütün canlılığı ile yaşa­yan Şanlıurfa Halk Müziği; görüldüğü gibi son yıl­larda Şanlıurfa'da kurulan bazı kurumların bünye­sindeki faaliyetlerle yeni bir boyut kazanmıştır.



(1) J.B.Segal, Edessa 'The Blessed City', Oxford 1970; 

(2) J.B.Segal, a.g.e.

(3) Yılmaz Öztuna, Türk Musıkisi Ansiklopedisi, Milli E¤itim Basımevi, İstanbul 1969.  Cilt II, Sayfa 224.

(4) Dar'ül Elhan, Anadolu Halk şarkıları, Şehzadebaşı Evkaf Dergisi, 5. Defter, İstanbul 1927.

Şu An Sitede
26 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiK  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR
ÜYELİK
Genel İçerikler