DÖVİZ KURLARI
Döviz Alış Satış
Dolar 1.5065 1.5138
Euro 1.9325 1.9325
TAZiYELER  + Ekle 
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İbrahim Tezölmez
ibrahim@hotmail.com
Ak saçlı Ak Yürekli Ozan Şükrü Algın
10 Eylül 2009 Perşembe Saat 01:55

URFA ŞİİRİNİ AK SAÇLI AK YÜREKLİ

                        OZANI : ŞÜKRÜ ALGIN

 

                                                           İbrahim TEZÖLMEZ

                                                          

 

            Urfa şiirinin yüreği ak, saçları ak ismidir o. “Bakışına Dayanamam” şiirinde şöyle der :           Yarasaların uçtuğu saatlerden söz etme bana / Taşıyamam karanlığı yüreğimde. Ve gerçekten de onun dünyasında kötülüğe, çirkinliğe, karanlığa yer yoktur. Çünkü o, şair kısmının çocuk saflığını taşımıştır hep gönül ülkesinde.

 

            İlkokul yıllarımdan beri tanırım onu, hocamdır. Şiire tutkundur. Şiir okur, şiir düşünür, şiir yazar. Şiir okurken gözleri dolu dolu olur, şiiri yaşar. Eskilerin deyimiyle şiir onun hayatının mütemmim cüz’üdür.

 

            Bir çoğumuz “Eyvanların Dili”nden tanırız onu. Taşların gergef gergef işlendiği eski Urfa evlerinin şiire dönüşümüdür bu. Yıllar önce “Kayıp Ozan” adlı ilk şiir kitabını çıkarırken, o çocuksu heyecanı hâlâ gözümün önündedir. Yılların şiir uğraşının gün yüzüne çıkışıdır Kayıp Ozan. Bu kitabı “Bir Damla Söz” ve bu günlerde yayımladığı üçüncü kitabı “Bir Tutam Sevgi” takip etti.

 

Kayıp Ozan’ın “Toprağımca” adlı bölümünde bu toprakların rengini, hüznünü, vefasını, âhengini buluruz. Şahsen ben, bu bölümde yer alan şiirlerini daha çok severim. Bu şiirler maziye, Osmanlı Urfas’ına alır götürür bizi. Bu şiirler Urfa folklorunun, mimarisinin, eski Urfa kültürünün kaybolmaya yüz tutmuş izlerinin tespitidir bir bakıma. O, hem kendisini, çocukluğunu, o günlere özlemini hem de o günlerin Urfasına duyduğu derin hasreti dile getirir bu şiirlerde.

 

İçimdeki aşk

Bir başkadır

Revaklar,kubbeler

Mezarlar, minberler

Minareler

Çiniler, ayetler

Sarmaşık süslemeler

Şadırvanlar

Aynalı taşlar

 

........

Güneş döner

Dünya döner

Ben dönerim

Bendeki aşk

Bir başkadır

İbrahim

 

(“Hz. İbrahim Camii” , Kayıp Ozan, s.71)

           

           

            Bunlarda baharat kokulu Attar Pazarı’nı, desen desen Bedesten’i, zenaatın sanata dönüştüğü Bakırcılar Çarşısı’nı, tahtalara motif motif ruh nakşedilen Neccar Pazarı’nı kokularıyla renkleriyle, sesleriyle bulursunuz. Şairle birlikte maziye dalar, imparatorluk

Urfasının alçakgönüllü, sade, sessiz ve aynı ölçüde görkemli ve derin ruhunu hissedersiniz:

 

 

Asırlara şahit olmuş

Şu mermer kitâbeler

Kimler ayak basmadı

Şu eşik taşlarına

Kimler gelip geçmedi

Şu demir kapılardan

Yastık taşları, kemerleri

Büyülemiş

Kilit taşları kubbeleri

Kilitlemiş

Bu bir aşk mı

Bir rüya mı

 

(“Bedesten” Kayıp Ozan, s. 88)

 

“Boşuna dememişler

Attar Pazarı

Kuş yuvası, arı kovanı...

Kız kardeşimin kanaviçe ipliği

Gelin bacımın sürmedenliği”

 

( “Attar Pazarı” Kayıp Ozan, s. 91)

 

“Bakırcılar Çarşısı’nı gezdim

Çiçek vazolarını, kahve ibriklerini

Gelin sinilerini gördüm

Bakırcılar Çarşısı’nı gezdim

Konuşan renkler, açılan menevşeler

Söylenen şarkılar gördüm

Gülün, lalenin, papatyaların

Öten kuşun, uçuşan kelebeklerin

Hikâyelerin, masalların, destanların

Şiirlerini, manilerini,hoyratlarını

Çelik kalemlerle noktalayan

Ressamlar, mimarlar, şairler gördüm”

 

(“Bakırcılar Çarşısı” Kayıp Ozan, s. 90)

 

            Bu Şehri Avucumun İçi Gibi Bilirim” diyen ozanı, bir gün Bedesten’ de dedesine tarçın tespih ya da Bakırcılar Çarşısı’ndan bir fincan kahvenin hatırına kahve dibeği ararken veya gelin bacısına bir çift “yandım alamadım” çorabı sorarken görürsünüz. Bir gün ona Çardaklı Kahve’de rastlarsınız. Nargilesinin ateşini temizlemekte ya da yanındaki pîr, ona eski zaman kıssaları veya Kahveci Güzeli masalını  “raviyan-ı ahbar” dan nakletmektedir. Sipahi Pazarı’nda antik kilimlerin otantik motiflerine dalmıştır bir gün. Bu arada şiirlerini zihninde desen desen, gergef gergef işlemektedir., ipek böceği aklığıyla...

 

            Bir gün ona Harrankapı’da rastlarsınız; tarihin dehlizlerin geçerken kabartma kitabelerle konuşmakta ya da İpekyolu kervanına katılmış Mezopotamyalı tacirlerle söyleşmektedir:

 

Ne zaman Harrankapı’dan geçsem

Oylum oylum ahşap işlemeli kepenkler

Nal köpürgeli kapılar

Ve hasır örmeli duvarlarla

Konuşurum

 

Ne zaman Harrankapı’dan geçsem

Kırlangıç kuyruğu damlalıklar

Yuvarlak kaburgalı dükkânlar

Kartal kanadı çörtenler

Beşik kemerli dehlizler

Ve kabartma yazılı kitâbelerle

Konuşurum

 

Ne zaman Harrankapı’dan geçsem

Eşik taşları, kapılar dile gelir

Neler anlatır neler

İpek yolu kervanları

Mezopotamyalı tacirler

Oğuzlar, Selçukiler

Şaha kalkmış

Kişneyen atlarla

Konuşurum

 

(“Taşlar da Konuşur” , Kayıp Ozan, s. 84)

 

            Şükrü Algın’ın şiirlerinde Çocukluğa Özlem teması da geniş yer tutar. Bu şiirlerinde tahtadan atını Urfa’nın dar sokaklarında koşturmak, uçurtma uçurmak, bir avuç kırık leblebiyi arkadaşlarıyla paylaşmak ister. Bazen de çocuk ruhunun hayal ufuklarında “ceviz kabuğuna girer saklanır, iğne deliğinden kervanlar geçirir.

 

 

“Çocukluğumda ne güzel

Masallar anlatılır

Akşam dinlediklerimiz

Gece, rüyalarımız olurdu

...

Ceviz kabuğuna girer saklanır

İğne deliğinden kervanlar geçirir

Atlı karıncalara kanat olurdum”

 

 (“Açıl Susam Açıl” , K. Ozan, s. 11)

 

           

            O,güzele, güzelliklere tutkundur. Çiçeklere kıyamayan adamdır ve sevgiliye elleri boş gitmemek için gönlünün pembe karanfillerini yolar:

 

 

 

 

“Ne menekşeyi

Ne de laleyi

Dalından koparmaya

Kıyamadım

Ellerim bomboş

Sana geldim

Sana gönlümde yeşeren

Pembe karanfiller getirdim”

 

(“Pembe karanfiller” , K.Ozan , s. 23)   

 

 

O, maddeden uzak diyarların, hayal ülkesinin sakinlerindendir. Gök yüzüne yöneliktir aklı. Sık sık yıldızlara bakar ve içinde yıldızlar raks eder. Gezinti güzergahı samanyolu bahçeleridir:

 

“Başımı kaldırdım

Gökyüzüne baktım

Nice güneşler

Nice yıldızlar gördüm

Ve senin yüceliğini düşündüm

Gönlümde sen olmasaydın

Kalbimde yeşeren tomurcukları

Görebilir miydim”

 

(“Düşündüm” , Bir Tutam Sevgi, s. 19)

 

            Bir aşk denizidir dünya onun için. O, bir sevgi adamıdır; insanları, kuşları, ağaçları, yıldızları, kelebekleri,bulutların göz yaşlarını,esen rüzgarların ninnisini, ateşböceklerini, velhasıl aşk denizindeki bütün güzellikleri sever.

 

            Şairimizin iki güzel şiirinin metnini aşağıda örneklerken; ona, çok sevdiği Urfasında şiirle dolu nice uzun yıllar, şiir gibi günlerle dolu nice uzun ömürler dileriz.

 

CINCIKLI HAMAM

 

Anlatsana

Anlatsana dudukuşu

              Şu peri masalını

Sen mi güzel ayna mı

              Aynadaki nigâr mı

Yoksa cıncıklı hamam mı

Üç güzel oturmuş

              Göbektaşına

Biri elma biri ayva

              Biri nar

Dudukuşu anlatsana

              Şu aşkın masalını

Gümüş kemerli

              Büyülü kurnaları

Sedef haphaplı

              Gelin hamamlarını

Nolur birazcık anlatsana

              Dudukuşu

Nal kemerli kapıları

              Binek taşlarını

Ayna mı güzel

              Aynadaki nigar mı

 

EYVANLARIN DİLİ

 

  Bir evimiz vardı

              Kalaboynu’nda

Yolu inişli yokuşlu

Duvarları kesme daştan

              Kapısı hilal nakışlı

Hayadı mermer döşeli

Ortasında bir havuz

              Havuzu dört küpeli

Bir evimiz vardı

              Beykapı’da

Odaları tonoz kemerli

              İçinde gömme dolapları

              Camhanaları

Kuş takaları

              Takaları dantel dantel

              İşlemeli

Erkeği bakbağuu bakbağuu

Dişisi kuğuu kuğuu diye öten

Tumanlı hızmalı halhallı kuşlar

 

Bir evimiz vardı

              Piyarbaşı’nda

Ortada bir ceviz ağacı

Yanı başında dolaplı kuyu

Deri kovalı kendir örmeli

Ketenköynek incir

Yeddi veren arişş

Annep çınar nar çiçeği

Bahar kokulu melesir

              Muhammediye güleri

 

Bir evimiz vardı

              Harran kapı’da

Lülle lülle kabları

              Loş zerzembeleri

Kabların üstüne kurulmuş

              Gelin çardakları

Yazlık eyvanları

Taşların şiire dönüştüğü

Revakları revakları revakları

              Vardı

 

Bir evimiz vardı

              Bir evimiz

 

 

 

 

 

Kayıp Ozan , Özlem Kitabevi Yayınları, Şanlıurfa 1988

Bir Damla Söz, ŞURKAV Yayınları: 12, Şanlıurfa 1996

Bir Tutam Sevgi, Elif Matbaası, Şanlıurfa 1999.

 

 

 

 

           

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1636 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
16 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR
ÜYELİK
Genel İçerikler
SON YORUMLANANLAR