DÖVİZ KURLARI
Döviz Alış Satış
Dolar 1.9453 1.9488
Euro 2.5707 2.5707
TAZiYELER  + Ekle 
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abuzer Akbıyık
abuzer@abuzerakbiyik.com.tr
Karabaş’tan Gelen Mail
20 Temmuz 2020 Pazartesi Saat 11:23

17 sene önce, imzası ile Şanlıurfa’da yayınlanan Halkın Sesi Gazetesi’nin 27.06.2003 tarihli nüshasında Gazeteci Yazar Naci İpek Abimizin “Gölge Etme” köşesinde, İhsan İstemez imzasıyla yayımladığı, kısa köşe yazısında “Memleketi köpekler istila etmiş“ diye yazmıştı.  Ben de, Karabaş isimli köpekten gelen bir mektubu “Kelpname” adı ile bir yazıya dönüştürüp 07.07.2003 tarihli Halkın Sesi Gazetesi’nde yayınlamıştım. Değerli sanatçı, hayvan dostu, Fuat Hocamın "Karaköprü ilçemizde başıboş köpekler çevreye korku salıyor, 3 köpek bir kadına saldırdı" yazısı dün Facebook’ta yayınlanınca, Karabaş’ın torunu -onun da ismi Küçük Karabaş- bana bugün bir mail gönderdi. Kendisi büyük bir şehirde, gönüllü vatandaşların el birliği ile kurduğu bir barınakta yaşıyor.  Barınakta yeme-içme, eğlence, eğitim, spor her türlü imkan var. Barınakta yaşamadan önce çok sıkıntılar çekmiş. Küçük Karabaşın gönderdiği maili sizlerle paylaşıyorum.

"Sayın Abuzer Akbıyık,

Dedem, Büyük Karabaş’ı tanıtıyorsunuz, yıllar önce size bir mektup göndermişti. Vefat etmeden önce, size yazdığı ve daha sonra gazetede yayınlanan mektubu bizlere anlatmıştı. O kadar duygulu anlatmıştı ki hepimiz gözleri yaş içinde dinledik. Sorunlarımızın sizin aracılığınızla kamuoyunda paylaşılmasına da çok memnun olmuştuk. Dedem sizlerden bahsettiği için ben de sizi tanıyorum. Dün, Fuat Beyin Facebook’ta yayınlanan yazısı üzerine, ben de Karabaş’ın torunu olarak size bu maili yazmak istedim.

Dedem Büyük Karabaş, Uzun süre Urfa’da yaşadığı için, Dedemin anlattıkları ile Urfa’yı az çok birim. Gecenin ayazını, gündüzün sıcağını bize anlatır dururdu. Ağustos ayında sıcaktan bayıldığını, hayırsever birinin verdiği bir tas su ile hayatta döndüğünü bize anlatmıştı. Fuat Beyi de Facebook’tan takip ederim. Hayvanlara sevgisini her zaman dile getiriyor, sokaklara su ve yem için birer kap bırakılması teklifini takdirle karşıladık., lakin insan topluluklarında bizimle ilgili çok yanlış kanılar var. Bunları müsaadenizle sizlerin aracılığı ile duyurmak istedim.

Her şeyden önce, insanlar, “Köpek” kelimesini, aşağılayıcı bir kelime olarak kullanıyor. Birbirlerine hakaret ederken “Köpek” diye hitap ediyor. Bu bizim çok ağırımıza gidiyor. Hani biz sevimli idik, hani biz tarlanızı, süsünüzü koruyorduk, hani biz sahibine en sadık hayvandık. O zaman bu aşağılama niye? Bizce bunun sebebi eğitim. Çocuklar hem aile içinde, hem okullarda hayvan sevgisi eğitilse sonuç böyle olmaz. Niye bize insanlar “Başıboş” diyor. Ne yani başımızın bir yere mi bağlı olması mı lazım? varsa bir yer söyleyin bağlanalım, gidip kimlik alalım.  Bir başka konu da; insanlar olarak, dünya, hatta bütün kainat sizinmiş gibi davranıyorsunuz. Çevreyi, hatta uzayı bile kirletiyorsunuz.  Hayır !. Dünya sadece sizin değil, dünya, bütün canlılarındır. Bu nedenle biz de, diğer canlılar gibi bu dünyada yaşamak, karnımızı doyurmak için dolaşıyoruz, yasak mı? Nereye gidelim? Birileri bize bir yer yaptı da gitmedik mi? Önümüze bir kap yemek koydu da yemedik mi?.. Aç kalıp ölelim mi?  Bizi de Allah yaratmadı mı? Bu dünyada bizim de yaşamaya hakkımız yok mu? Her gün çöplüklerin önünde itilmeye kalkılmaya, artıkları yemeye meraklı mıyız? Soğuk günlerde sizler kaloriferli evlerinizde uyurken, bizler kenarda köşede donarak sabahı etmeye çalışırız. Ne güzel, kar yağdı dersiniz. Siz kartopu oynarken, biz ekmek bulma telaşına, siz sıcakta denize girip, gülüp, eğlenirken, biz bir damla su bulma derdine düşeriz. Bu haksızlık değil mi? Bazı evlerde el bebek gül bebek beslenen arkadaşlarımıza bakmayın, -bir istatistik olmasa da-bunlar neslimizin binde biri bile değil, -Toplumda, Pandalar kadar, Kelaynak Kuşları kadar önemimiz olmadığından bir istatistiğimiz bile tutulmaz- Pek çoğumuzun hali perişan, sokaklarda sürünüyoruz. Bir başka husus da, bazı yerlerin girişine “Köpekler giremez” yazılmış, bu yasaklama hakkını onlara kim veriyor? Arkadaşlarımız girince kızıp dövüyorlar. Hadi ben kendi kendime okumayı çözdüm, kaç arkadaşımız eğitim aldı, okumasını öğrendi, kapıda ne yazılı olduğunu nerden bilsin. Bize yapılan bu hakaretlerden, bu kötü muamelelerden bıktık artık.

Sayın Akbıyık, bir başka konu da Pet Shop denen hayvan ihtiyaç malzemelerinin  satıldığı mağazalarda bizleri kafeslere koyup, mal gibi alıp satıyorlar. Birileri de parasını verip, boynumuza tasma takıp çeke çeke götürüyor. Bunun, tarihte boynuna tasma, ayağına pranga takılarak satılan köle insanlardan ne farkı var. Orta çağda mıyız, Hani nerde hayvan hakları, hani nerde özgürlük, hani nerde Devlet !. Bize bakmak, bizi beslemek istiyorlarsa, dört duvar arasında değil, bağda, bahçede, parkta oynayıp koşacağımız tabii ortamımızda baksınlar. Oralarda bize bir yer yapsınlar. Biz de bir yuva sahibi olalım, rahatça yemek yiyelim, koşalım, eğlenelim. Düşünün evdesiniz, siz de diğer canlılar gibi yiyor, içiyorsunuz, tabi ki bir müddet sonra da tuvalet ihtiyacınız oluyor. Her evde bize ayrılan tuvalet yeri yok, sağa-sola yapsan sahibin kızacak, ee n’olacak, bekle ki sahibinin keyfi gelsin seni tuvalet için dışarı götürsün. Tuvalete sıkışınca kasıklarımız şişiyor, dönüp dönüp duruyoruz. Bir de, evde tek başınasın, konuşacak, oynayacak kimse yok, duvar sana sen duvara bakıyorsun. her gün bu eziyet çekilir mi? siz söyleyin. Ha kendi isteği ile dört duvar arasında kalmak isteyen köpek olursa buyursun kalsın, o kendi tercihidir.

Bir başka söylem de, Çevreye korku salıyormuşuz, bir kadına saldırmışız? Evet, bizim de içimizde dengesiz, saldırgan tipler var, hangi canlının içinde bu tipler yok ki.  Mesele, bu saldırganları bulup, adil şekilde yargılamak, suçlu ise cezalandırmaktır. Bu azınlığı esas alıp, bütün bir köpek camiasını suçlamak, sizce ne kadar doğru olur? Konuya bir başka açıdan bakarsak, bu haberler ne kadar gerçek, ispatı var mı? saldıran köpek, insan durduğu yerde mi saldırmış.  Tahrik var mı? bunlara bakmak gerekmez mi? Bize her gün insanlar saldırıyor, bizi taşlıyor, demirle dövüyor, zehirleyip öldürüyor. Bizim durumumuz ne olacak?  Arabası ile bize sokakta çarpan, sakat bırakan, öldüren kaç kişi yakalandı. Bu infazı yapanlardan kaç kişi yargılandı, kaç kişi ceza aldı? Dünyada yapılan bu haksızlıkların hesabını kim soracak? İşte hali-i pür melalimiz (hüzünlü ve acıklı durum) budur, lütfen sizlerde empati yapın, bizlere eğitim, yeme, içme, barınma hakkı sağlayın, bizi topluma faydalı hale getirin, bizi başıboş bırakmayın, Unutmayın ki; Bu dünya nimetlerinde, bütün canlıların hakkı vardır. Bu dünyada insanlar kadar, hayvanların da yaşamaya ve mutlu olmaya hakkı varıdır. Saygılarımla. Küçük Karabaş"

Bu yazı toplam 1098 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
43 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiK  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR
ÜYELİK
Genel İçerikler